SUR’DAKİ TEHDİDİN ORTADAN KALDIRILMASI TERÖRÜ BİTİRMEZ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default SUR’DAKİ TEHDİDİN ORTADAN KALDIRILMASI TERÖRÜ BİTİRMEZ

Mesaj tarafından İlteriş Kağan Bir C.tesi 12 Mart 2016 - 7:11

SUR’DAKİ TEHDİDİN ORTADAN KALDIRILMASI TERÖRÜ BİTİRMEZ

PKK ve diğer terör unsurlarıyla yapılan mücadele Sur’daki tehdidi ortadan kaldırmakla bitecek bir mücadele biçimi değil. Biz Sur’da bir başarı kazanmış olabiliriz, bu şüphesiz doğrudur. Burada yıkıcı ve bölücü unsurlara karşı verilen kararlılık mesajı nettir. Ancak bu başarının bu haliyle “taktik bir başarı” olduğunu ifade etmek, konunun doğru anlaşılması açısından büyük önem taşır.

Sur’daki başarı Cizre ve Silopi ile beraber değerlendirildiğinde çoklu ortamda elde edilen operatif bir başarı olarak tanımlanabilir. Geniş ve çoklu alanlara – zamana yayılan stratejik başarılardan, siyasi ya da beka kazanımlarından bahsetmek için ise oldukça erkendir.

Taktik alan zaman ve kuvvette elde edilen bu başarıların çoğalarak operatif kazanımlara, PKK cenahında kırılmalara, ümitsizliğe ve kopuşlara neden olması ve bu anlamda da başarılara dönüşmesi, zaman içerisinde bütün bölgeyi kapsayacak şekilde stratejik bir kalıcılığa ve istikrara evrilmesi büyük önem ve anlam taşır. Bunun siyasetle eş güdümlü bir mücadeleye biçimi olarak kamusal bir etki, istikrar, güç ve topyekûn bir mücadele biçimi olarak ortaya çıkması ise sadece teröristle değil aynı zamanda terörle mücadelenin konusudur. Kamunun sadece terörist ve terörü değil terörün üremesine neden olan ortamı, demografik yalpaları, desteği ve şartları kendi lehine çevirmesi ise taktik-operatif ve stratejik kazanımları anlamlı kılan ve kuşatan siyasi ve bekasal bir etki ve başarıya dönüşür.

Bu açıdan bakıldığında sadece terörün görünen yüzü ile değil terörün varlığına, devamlılığına ve istikrarına neden olan faktörlerle mücadele büyük önem taşır. Bu aslında topyekûn bir mücadeleye işaret eder. Sadece terörün bilen ve görünen unsurlarıyla değil, terörün doğrusal ve asimetrik destekleriyle de etkin kararlı ve kalıcı mücadele ile teröre dair bütün unsurunun ortadan kaldırılması ve Türkiye’nin geleceğine dair hiçbir etki üretemeyecek seviyelere indirilmesidir, asıl sonuç! Bu konu aslında bölgedeki insanımızın tamamen kazanılması, PKK’yı tamamen reddetmesi, tepki ve etki üretmesi ile doğrudan orantılıdır.

PKK ve PKK'yı çevreleyen, destekleyen, besleyen, koruyan, kollayan, propagandasını yapan, fonlayan, uluslararası destek üreten bütüncül yapının mücadele etme azim ve kararlılığını ortadan kaldırabildiğimiz an ise, gerçek anlamda bir beka başarısından söz edebiliriz.

TERÖRÜ ORTADAN KALDIRMANIN YOLU…
Şu an Sur’da taktiksel bir başarının kazanıldığı doğru ancak bugün elde edilen bu başarı, yarın Sur’da benzer bir durumun ortaya çıkmayacağı anlamına gelmez. PKK ya da diğer terör örgütleriyle yapılan mücadelenin oynak bir zeminde icra edildiğini hiç bir zaman unutmamak gerekir. Terörle mücadelede elde edilen başarıyı ya da zaferi sulandıracak hayal kırıklıkları, argümanlar ve olasılıklar her zaman mevcuttur.

Benzer olasılıklar Silopi, Cizre, Silvan, İdil gibi bölücü örgütün eylem uyarladığı diğer meskun mahaller için de geçerlidir. Tekrarlar, üzüntüler, hayal kırıklıkları, beklenmeyen acılar ve kamuoyunda infiale neden olabilecek olaylar her zaman söz konusu olabilir. Aslında terörle mücadelenin temel karakteri de budur. Mücadeledeki kararlılık, istikrar ve etki, hayal kırıklıkları ve sıkıntılar eşliğinde aranan ve umulan sonucu (başarıyı) getirir. Mücadele başladıktan sonra hiç bir zaman yılmamak ve geri adım atmamak gerekir. Terörle mücadele sürekli alan kontrolünü, baskıyı ve taarruzi ruhu uygulamayı gerektiren, engelleyici, caydırıcı, geciktirici, önleyici pek çok zor ve çetin uygulama barındıran tam bir sabır ve fedakarlık yumağıdır.
Terörle mücadele zaman ister, emek ister, fedakarlık ister. Can ve kan ister.

Yeni türeyen bu tehdit biçimine karşı zamanla oturacak bir mücadele konsepti kalıcı çözüme yol olur.

SUR’DA ÇOK BÜYÜK BİR MESAJ VERİLDİ AMA…
Sur’da bir başarı elde ettik ama şu an başka bölgelere gidiyoruz. Yüksekova’ya gidiyoruz, Şırnak’ın merkeze gidiyoruz, Nusaybin’e gidiyoruz. Çünkü terör, terörün bomba çukurları, tuzakları, bariyerleri, mazgalları, duvarlar arasına çekilmiş çarşafları, tüneller, geçitler, karanlık suratlar, fitne ve nifak oralarda da mevcut. Bu noktalarda da büyük emek ve fedakarlıklar üretilerek mücadele verilecek. Canımız yansa da, emin olun sonuç alınacak, başarı kazanılacak. Vatanı savunmak en büyük hak ve en büyük haklılıktır çünkü. Ve haksızlık karşısında en büyük bir güçtür. Güvenlik kuvvetlerimiz bu alanları temizledikten sonra daha başka alanlara yoğunlaşacak.
İşte bu anlamda Sur önemli…
Sur’da PKK’nın ve destekçilerinin aldığı mesaj açısında önemli...
Yeni denedikleri terörün bu biçiminde de istediği sonucu alamadıklarını görmeleri, PKK ve yardakçıları açısından gerçek bir hayal kırıklığıdır. Kendileri açısından çok önemli bir şey denediler ama başaramadılar. Güvenlik güçlerimizin ortaya koyduğu mücadele azmi, kararlılığı ve inisiyatifi sonucunda PKK başaramadı.

Bu çok önemli bir kazanım. Ancak bu kazanım mücadelenin bittiği ya da PKK’nın vazgeçtiği anlamına gelmiyor. PKK şimdi başka alanlarda da benzer terörü üretmeye çalışacak. Ummadığımız alanlarda ve Güneydoğumuzun başka köşelerinde başka şekillerde Türkiye’yi didiklemeye çalışacak.
Bu uzun soluklu bir mücadele, belki uzunca yıllar mücadele etmek gerekecek.

MÜCADELE YALNIZCA TERÖRLE DEĞİL DESTEKÇİLERİYLE DE OLMALI

Hem meskun mahallelerde hem kırsal alanlarda hem de yurtdışındaki terör unsurlarıyla mücadele etmek zorundayız. Ve bu Güneydoğumuz, Şırnak’ın karşısına denk gelen Sinath ve Haftanin, Hakkari’nin karşısına gelen Zap ve Hakurk genel kamp alanları ile Kandil dağına yapılan hava akınları ile sınırlı kalmamalı kesinlikle! PKK neredeyse orada, oranın gerekleriyle PKK ve diğer unsurlarıyla mücadele etmeliyiz. “Vatan sağ olsun” istiyorsak “düşman sağken vatanın sağ olmayacağını” bilmek ve gereğini yapmak zorundayız. Terörle mücadelede sonuç, parlak süslü ve iddialı cümlelerle, küresel iradelerinin insafa gelmesini beklemekle alınamaz.
Avrupa’ya, Ortadoğu ülkelerine yayılmış PKK varlığıyla da başta siyasi, hukuki ve ekonomik olmak üzere her türlü mücadeleyi üretmemiz gerekiyor. Mücadelemiz sadece PKK’nın fiziki oluşumlarıyla değil, bu terör örgütünün kendi ülkelerinde varlığına izin ve destek veren ülkelerin bu tavırlarına karşı da olmalı. Onların kendi ülkelerinde PKK varlığını sonlandıracak müzakere gücünü ve inisiyatifi de üretmemiz gerekiyor.
PKK’nın coğrafyada eskisinden çok daha farklı bir güç, etki ve inisiyatif üretmesine neden olan ekonomik kabiliyeti ve yeni dönemde aldığı dış desteği de büyük sorun.
Başta uyuşturucu gelirleri olmak üzere PKK’nın aldığı haraçların, belediyeler ve siyaset üzerinden elde ettiği kazanımların, dış destek ve fonlamaların, sınır ticaretinin, insan-hayvan-yakıt ve silah kaçakçılığı üzerinden elde ettiği gelirlerin de önüne geçmek gerekiyor.
Bir de Suriye ve Irak’ta PKK’nın almış olduğu bölgesel ve küresel destek, Türkiye’nin başını gelecekte çok ağrıtacak.
Şimdiden gereken uğraşı hayata geçirmek ve uluslararası normlara göre gerekçelendirmek gerekiyor.

HAKKARİ’YE DİKKAT!
PKK’ya isteyerek, kerhen veya zorla destek veren vatandaşlarımız üzerindeki bu etkisinin çözülmesi, terörle mücadelenin kilit taşıdır. Bunu başardığımız gün PKK çöker.
Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Hakkâri bölgesi önümüzdeki dönemde çok önemli. Hakkâri bölgesi Nevruz ve sonraki süreçte çok önem kazanacak. Hakkari Yüksekova, Şemdinli, Dağlıca ve Çukurca alanında verilecek terörle mücadele çok anlam taşıyacak. Burası İran-Irak-Türkiye üçgeni.
Bir diğer alan Irak-Suriye ve Türkiye üçgeni... Yani Şırnak! Şırnak’ın ilçeleri (Cizre, Silopi, İdil ve diğer meskun mahaller) ve dağları (Cudi, Gabar, Herekol, Bestler-Dereler).
İpek Yolu üzerindeki noktalar (Suriye sınır hattındaki meskun mahaller) ile Diyarbakır ve Tunceli ile kırsalındaki ilçeler de dikkatle takip edilmeli. Terörün önümüzdeki dönemde bu alanlarda yoğunlaşacağını, terörü büyük şehirlere taşımaya çalışacağını, farklı eylem metotlarıyla ilgili arayış içinde olacağı görülüyor.

Abdullah Ağar 11.3.2016


En son İlteriş Kağan tarafından C.tesi 12 Mart 2016 - 7:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Türkdeğil Gürcüyüm Eşimde arap , şehide kelle anmaya yaygara diyen adamı, Türk Devletine Başbakan yapıp, Real Madrid'e Çukurca saldırısını siyah kol bandı taktırıp protesto ettiren Mesut'u, Alman vatandaşı olup, Alman milli takımına gittiği için hain ilan eden bir miletiz. Harikayız lan biz.Kanla alınan yurtları oyla sattık. İşgâl ordusunda aşçı olamayacak adamları, Türk yurdunda başbakan yaptık. ANLAYANA

"İslam'da ırkçılık yok" diyerek güya Türkçülüğü yermeye çalışanlar, aynı ırkın evlatlarını mezhep kavgasıyla birbirine kestiren dinci enternasyonellerdir.

[b]"Şu devletin başına Ulu bir Hakan geçtiği gün Diyarbakır'dan girip Tebriz'den çıkıcaz, sonra devlet güneydoğuya deniz getirdi diyeceksiniz, kan denizi.[/b]"
avatar
İlteriş Kağan
Yazışmalık Yöneticisi


Yazışmalık Yöneticisi





Yaş Yaş : 36
Cinsiyet Cinsiyet : Erkek
Nerden Nerden : Turan
Lakap Lakap : ©ﻕΞתς яΞiS
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 01/10/81
 Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? : Hepsini Okudum
İletiler: İletiler: : 5396
Üyelik Tarihi Üyelik Tarihi : 06/01/09






Kullanıcı profilini gör http://ilteris.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz