Türk Kültüründe Nevruz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Türk Kültüründe Nevruz

Mesaj tarafından Alper0325 Bir Paz 27 Mart 2016 - 8:13

Nevruz, Yeni Gün yeni bir yılın başlaması ve Türk'ün yeniden tarih sahnesine çıkışı, diğer adıyla "Ergenekon Bayramı".

Özbek Lehçesi'nde: Navruz, Türkmen Lehçesi'nde: Nowruz, Kazak Lehçesi'nde: Naurız, Kırgız Lehçesi'nde: Nooruz, Azeri Lehçesi'nde: Novruz, Kırım Tatar Lehçesi'nde: Navrez. Güneydoğu Anadolu'da: Newroz, Türkiye Türkçesi'nde: Nevruz olarak geçmektedir ve buralarda "Yeni Yıl, Doğanın Uyanışı, Bahar Bayramı ve Ergenekon'dan Çıkış" olarak kutlanmaktadır.

Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde kültürel bir bayram olmuş ve merasimler, eğlencelerle olagelmiştir. Türk Dünyası'nın her yerinde Nevruz Bayramı yöresel bazı farklılıklar dışında, aynı anlam çerçevesinde kutlanmıştır. Nevruz, Kuzey Kıbrıs'tan Doğu Türkistan'a kadar ulusun ulu günü, yeni yıl habercisi ve bahara ulaşmak gibi anlamlar ifade eder.

Ergenekon Destanı
Ergenekon Destanı'nın başlangıcı hakkında rivayetler değişiktir. Hunların yıkılışı ile ilgili değişik kayıtlar vardır. Kimine göre en son kalan canlı veliaht bebek kolları bacakları kesilerek bırakılmış. Bu bebek bir dişi kurt tarafından kurtarılıp güvenli bir vadiye götürülerek büyütülmüş ve çoğalmışlar. Bir başka rivayet de veliaht ve karısı katliamdan kurtulmuş kaçıp güvenli bir vadide saklanıp çoğalmışlar.

Yıllar sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki buraya sığamadılar. Atalarının buraya geldiği geçidin yeri unutulmuştu. Çevredeki dağlarda geçit aradılar. Bir demirci, dağın demir kısmı eritilirse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar.

Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, geçebilecekleri kadar yer açıldı. Han soyundan gelen Türkler, yeniden güçlenmiş olarak eski yurtlarına döndüler. Yine rivayete göre Ergenekon'dan çıkış yolunda yine bir bozkurt yol gösterdi, rehberlik yaptı. Ergenekon'dan çıktıkları gün olan 21 Mart'ta her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırdılar, demir kıpkırmızı olunca önce Hakan, daha sonra beyler, demiri örsün üstüne koyarak dövdüler. Bugün hem özgürlük hem de bahar bayramı olarak hâlâ kutlanmaktadır. Türk tarihinde "at, demir ve kurt"un yeri çok önemlidir.

Güneydoğuya ilk Hun akınları sırasında göç etmiş ve kırsal alana yerleşmiş ve zamanla komşu kavimlerle etkileşen boylar Nevruz'un Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanırlar. Mitolojideki Demirci Kawa Efsanesi ile Ergenekon Destanı birbirine çok benzemektedir. Bir soyun yok olmadan kurtulması, "demirci, demir, çekiç, ateş" her ikisinde de bulunmaktadır.

Nevrûz-nâme
Kaynaklara göre bu kural ve kaideler şöyledir; nevrûz-nâme adı verilen koşak ve beyitler hazırlanır. Nevruzun olduğu gün halk, ibadethanelere, camîlere, mescit, tekke veya pazar yerlerine toplanırlar. Buralarda dans gösterileri, çeşitli eğlenceler, oyunlar oynanır. Şair ve koşakcılar aralarında atışırlar. Bu topluluk münasebetiyle gençler şiir yoluyla birbirleriyle muhabbet ederek; kendilerini açarlar. Okuyan çocuklar nevruz şarkısı söylerler. Öğrenciler ağaçlara yazılan nevrûznâmeleri taşıyarak birbirleriyle değiştirirler. Bu sayede ilme teşvik edilmiş olunur. Halktan para toplayarak kazanlar kaynatılır. Zengin aileler kendi yaptıkları yemekleri merasim alanına getirirler.

Nevruz, Türklerin İslamiyet'i kabulünden çok daha gerilere uzanır.
Kaşgarlı Mahmud da Divan-i Lugati-t Türk'te Türklerde yıl başlangıcının Nevruz olduğunu belirtir.

Nevruz öncelikle insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygıyı pekiştirme, dargınlıkları unutturma, birlik ve beraberliğin birlikte yaşama isteğinin güçlenmesi, dayanışmayı sağlama, geleneklerin ve göreneklerin, inançların sergilendi bir bayram, bolluk ve bereketin simgesi, barış ortamının evrensel boyutta geliştirilmesi, takvim ihtiyacını karşılayan gerekli bir kültür öğesidir. Türk Dünyası'nın ve bütün okuyucularımızın Nevruz Bayramı kutlu olsun.

*
Sorulara cevaplar
Sevgili Yeniçağ Gazetesi okuyucuları; daha ilk yazımda, bana sorular sorarak sevindirdiniz. Kiminiz beni medyada tekrar gördüğü için memnun oldu. Kiminiz kutladı, kiminiz de tenkit etti. Ben dilci değilim. "Dikkatli olalım" dediğim kelimeler, uzmanlık alanımla ilgili olan yanlışları kapsıyor. Dil konusunda pekçok uzmanımız var. Bunlardan biri de gazetemizin yazarları arasında bulunan Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun Bey'dir. Kendisi bu konuda iyi bir uzmandır. Dil konusunda yönelteceğiniz soruları, sanırım cevapsız bırakmaz. "Sorularınızı beklerim" derken, yazılarımdaki gündemi ona göre düzenlemeyi düşünmüştüm. Gelen sorulardan beni ilgilendiren ikisi "İslam öncesi Türk toplumunda kadının yeri" ve "Türkistan'dan Anadolu'ya yapılan göçler ve yerleşim bölgeleri" hakkında. Bu konulara, bir veya iki hafta uzun uzun yer vereceğim. Sayın Selma Selçuk ve Sayın Meşkure Yılmaz haberleşelim. Sizlere yardımcı olabilirsem ne mutlu bana.
avatar
Alper0325
.::Yeni Katılımcı::.






Yaş Yaş : 25
Cinsiyet Cinsiyet : Erkek
Nerden Nerden : İzmir
Lakap Lakap : Yüzme
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 06/09/91
 Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? : Türk Tarihinde Meseleler
İletiler: İletiler: : 38
Üyelik Tarihi Üyelik Tarihi : 26/02/16




Kullanıcı profilini gör http://ilteris.forum.st/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz