Türk-Çin Siyasi Münasebetleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Türk-Çin Siyasi Münasebetleri

Mesaj tarafından İlteriş Kağan Bir Salı 7 Şub. 2017 - 5:22

Türk – Çin ilişkilerinin başlangıç tarihi , milattan önceki yıllara kadar uzanmaktadır. Bu ilişkiler , bazen savaşlar , bazen de dostluk içinde devam etmiştir. Ancak iki milletim dost gözüktüğü dönemlerde de Çin , Türk ülkelerini ele geçirme düşüncesinden asla vazgeçmemiştir.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Türk- Çin ilişkilerindeki rekabetin en önemli nedeni , her iki milletin de Orta Asya’da tek başına egemen olmak istemeleridir.
Önemli bir gelir kaynağı olan İpek yoluna hakim olma isteği de önemli bir sebeptir. Ayrıca göçebe bir hayat süren Türklerin ihtiyaçları olan ipek, buğday ve pirinç gibi bazı maddeleri Çin’den temin etmek istemeleri de bu seferlerin nedenleri arasındadır.
Türk-Çin münasebetleri ile ilgili ilk bilgiler, M.Ö. 318 tarihlidir. Bu tarihlerde Çin’de 14 derebeylik birbiriyle mücadele hâlinde idi. Bu derebeyliklerden biri olan Çin’in giderek kuvvetlenmesi karşısında beş derebeylik Hunlar ile bir ittifak antlaşması yaptı (M.Ö.318). Hunların Çin topraklarına yönelik akınlarını yoğunlaştırması üzerine meşhur Çin Seddi meydana getirildi (M.Ö. 214).
Büyük Hun Devleti’nin başına geçen Mete Han, Çin İmparatorluğu ile yaptığı savaşlar (M.Ö. 209-199) sonunda, bu devleti yıllık vergiye bağladı.
Ayrıca bu anlaşma gereği bir Çinli prenses ile evlendi. Böylece Hun-Çin münasebetlerinde dostluk dönemi başladı. Bu münasebetler daha çok ticarî alanda gelişmeler gösterdi. Hun-Çin ticarî ilişkileri, Çin’in her yıl sınırdaki barışı sağlamak amacıyla hediye olarak nitelendirdiği haraca dayanmaktaydı. Nitekim, M.Ö. 198 yılında yapılan anlaşma gereği Çinliler, Hunlara her yıl belirli miktarda ipek, şarap, pirinç ve çeşitli yiyecekler verecekti. Çin’in Hunlardan aldığı en önemli aldığı ticarî mal ise at idi.
 At, Çin’e ilk defa, Türk kültür etkilerinin kuvvetli olduğu Çu Devleti zamanında girmiştir. Gök Tanrı dini de, Çinlilerin inanışında tesirli olmuştur. Çinliler, evvelce insan kurban ederken, bu tesirler sonunda göğe hayvan kurban etmeye başlamışlardır. Hunlar masa, sandalye, dolap, ütü gibi ev eşyası kullanıyorlardı. Bunlar Çin’e geçti. Çinliler, yağ yemesini de Türklerden öğrendiler. Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim de Çin’de benimsendi.
Atlı Hun birlikleri hızla hareket edebiliyor ve yer değiştirebiliyordu. Bu özellik, savaşlarda üstünlüğe yol açıyordu. Hun askerî gücü ile başa çıkamayan Çinliler, daha M.Ö. 4. yüzyılda, Türk savaş yöntemlerini almak zorunda kaldılar. Ordularını Türk usulüne göre eğitmeye başladılar. Hun silâhlarını taklit ettiler ve atlı birlikler kurdular. Ata binmek, ceket ve pantolon giyilmesini gerekli kılıyordu. Bunun için, Çin süvarileri, Türk kıyafetine göre giydirildiler. Türk kıyafeti Çin’de yaygınlaştı.
Mete Han’ın oğlu Kiyok, M.Ö. 166’da Çin’e girerek başkent Ch’ang-an (Çang-an) yakınındaki imparatorluk sarayını yaktı. Kiyok bu seferden sonra Çin ile olan ticarî münasebetlerini ayakta tutmak amacıyla Çinli bir prenses ile evlendi. Hunların siyasetten yaptıkları bu evlilikler, dolayısıyla iki devlet arasında akrabalık oluşması, ileride Türklerin aleyhine oldu. Zira, Türk topraklarında Çinli prensesin himayesinden yararlanarak serbestçe hareket eden Çinli görevliler, Türkler arasına veya Türklere tâbi olan topluluklar arasına propaganda yoluyla nifak tohumları serpiştiriyorlardı. Nitekim Mete ve Kiyok’tan sonra Hun Devleti’nin başına geçen hükümdarlar, Çin’in bu faaliyetlerini önleyemediler. Özellikle Çin imparatoru Wu-ti (M.Ö. 141-89)’nin ana gayesi, ülkesinin önemli bir gelir kaynağı olan ipek için batıda yeni pazarlar bulmak ve İpek Yolu’nu ele geçirip kontrol altında tutmaktı. Bunun içinde çeşitli propagandalarla Hun beylerini birbirine düşürdüler ve sonuç olarak İpek Yolu, M.Ö. 60 yılında Çin’in eline geçti.
 Çin, her dönemde Hun devletini bölme ve yıkma faaliyetlerine devam ettirdi. Çin’in bu konuda faaliyetleri genellikle Hunları içten çökertmek şeklinde oldu. Çin’in kışkırtmaları sonucu çıkan taht kavgaları, Büyük Hun Devleti’nin M.S. 48’de ayrılmasına sebep oldu. Bu ayrılıştan sonra Çin, M.S. 150’de Kuzey Hun Devleti’ne, M.S. 216’da da Güney Hun Devleti’ne son verdi
Çin’de sürüp giden iç savaşlar, Hunların , Çin’e sürekli akın yapmaları için uygun bir ortam hazırlamıştır.
 Türkler geniş topraklara ve kalabalık bir nüfusa sahip olan Çin’i fethetmenin Çin kültürü içinde eriyip yok olmakla sonuçlanacağını bildikleri için Çin’i fethetmemiş, vergi alıp baskı altında tutmaya çalışmışlardır.
 
 Türk – Çin ilişkileri
 a) Hunlar
 b) Göktürkler
 c) Uygurlar olmak üzere üç bölümde incelenebilir.
 [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
 a) Hunlar Dönemi Türk – Çin İlişkileri
 Çin kaynaklarında Hunlar hakkında yer alan bilgiler , MÖ I.bin yılın başlarına kadar gitmektedir. Çin kaynaklarında Hunların adı bu dönemde “Hiyong-nu” olarak geçmektedir.
 Türk- Çin ilişkilerinde ilk resmi belge , MÖ. 318 yılında Kuzey Şansi Savaşı sonunda imzalanmış olan anlaşmadır.
 Hunların Çin kaynaklarında yer almaları , Çin ile olan siyasi , askeri ve ticarî ilişkilerinden ileri gelmektedir.
 MÖ IV. Yüzyılın başlarında Çin beylikleri arasındaki mücadelelere karışan Hunlar , Çin üzerindeki baskılarını artırdılar.
 Çinliler , Hun akınları karşısında , sınır boyunca kaleler inşa etmeye başladılar. İmparator Shih- Huang-ti ( MÖ 247-210) daha önce birleşmiş kaleleri bir duvarla birleştirerek ÇİN SEDDİ’ni meydana getirdi.
 MÖ 220 yılında Hunların başına geçen Teoman ( Tuman) dağınık Hun boylarını bir yönetim altında topladı. Teoman Çin’in iç karışıklık içinde bulunmasından faydalanarak akılara başladı. Bu akınlar sonucu , Çin’in kuzeyindeki toprakları ele geçirdi.
 Teoman'dan sonra Hunların başına geçen Mete, kısa zamanda ülkesinin topraklarını genişletti. Ancak, bölgede en büyük güç olduğunu gösterebilmek için, Çin'i yenmesi gerekiyordu.
 Mete, M.Ö. 201-199 yılları arasında Çin’e yöneldi. Mete, Çin İmparatoru Kao-ti’yi , Pe-teng kalesi civarında bozguna uğrattı, imparator, barış istemek zorunda kaldı. Mete'nin Çin imparatoru ile yaptığı bu antlaşma, Türk tarihinde bilinen ilk yazılı milletlerarası antlaşma olması yönünden önem taşır. Bu antlaşma sonrası Mete, bir Çinli prensesle evlendi. Bunun sonucu olarak, iki ülke arasındaki ticarî ilişkiler gelişmeye başladı.
 Mete'den sonra başa geçen Kiyok (Ki-ok), Çin'i baskı altında tutmak ve ticarî ilişkileri devam ettirmek için, Çin üzerine büyük bir sefer düzenledi. Kiyok, başarıyla sonuçlandırdığı bu sefer sonucunda, Çinli bir prensesle evlendi ve ticarî anlaşmalar yaparak geri döndü.
 Siyasî ve ticarî ilişkileri geliştirmek amacıyla çekte Hunların aleyhine olmaktaydı. Kurulan bu akrabalıklardan yararlanan Çinli diplomatlar, Hun ülkesine rahatça girmekte ve Hun birliğini bozucu faaliyetlerde bulunmaktaydılar.
 Ayrıca , Çin'den alınan lüks mallar, Hunlar arasında lüks yaşantıyı özendirmekteydi. Bu gelişmeler, daha sonraki dönemlerde Hunlar için tehlikeli olmaya başladı.
 Hun-Çin İlişkilerinde İpek Yolu Mücadelesi
 Hun – Çn ilişkilerinde İpek Yolu’nun büyük önemi vardır. Çin, M.Ö. II. yüzyılın başlarından itibaren İpek Yolu’nun önemini anlamıştı. Bu tarihten sonra Çin'in bütün amacı, Hunların elinde bulunan İpek Yolu'nu ele geçirmek oldu
 Çin, bu amaçla Hunları örnek alarak atlı askerî birlikler kurmaya başladı .
 Ayrıca, çeşitli propagandalarla Hun beylerini birbirine düşürmeyi başardı.
 Çin, bu girişimleri sonucu, Hun akınlarını durdurmayı başardığı gibi, karşı saldırılara başladı. M. Ö. 60 yılına gelindiğinde İpek Yolu, Çin'in eline geçmiş bulunuyordu.
 İpek Yolu'nun, Çin'in denetimine geçmesinden sonra Hun Devleti'nin gelirlerinde önemli bir azalma oldu. Gittikçe artan ekonomik sıkıntılar, Hun birliği içinde yer alan boyların devlete olan bağlılıklarının azalmasına sebep oldu. Bunun sonucu, çeşitli boylar isyan ettiler.
 
 Çin'in Faaliyetleri Sonucu Büyük Hun Devleti'nin Yıkılması
 Çin, her dönemde, Hun Devleti'ni parçalama ve yıkma faaliyetlerini devam ettirdi. Çin'in bu konuda faaliyeti, genellikle, Hun Devleti'ni içten çökertme şeklinde oldu.
 Bu konuda Çin'in kullandığı yöntemler şunlar olmuştur:
 1- Hun hükümdarlarının Çinli prenseslerle evlendirilmesi,
 2- Hun ülkesine gizlice gönderilen Çinli casusların, Hun beyleri ve boyları arasında ayrılıkçı düşünceleri yaymaları,
 3- Çin'den gönderilen değerli armağanlarla, Hun hükümdarları ve beyleri arasında Çin yaşantısına özenti uyandırılması.
 
 İpek Yolu'nun, Çin'in denetimine geçtiği yıllarda Hunların başında, hükümdar olarak Ho-hanye (M.Ö. 58-31) bulunuyordu. Ekonomik sıkıntılar ve iç karışıklıklar sonucu, Ho-han-yeh, Çin hâkimiyetine girip, durumunu kurtarmak istedi. Kardeşi Çi-çi buna karşı çıkınca, Ho-hanyeh güneye çekilerek Çin'in himayesine girdi.
 Çi-çi, kardeşine ve Çin'e karşı giriştiği mücadelede başarılı olamayınca, Türkistan'a çekildi. Ancak, Çi-çi'nin kurduğu devlet uzun süreli olmadı. M.Ö. 36 yılında, Çin karşısında yenilgiye uğrayan Hunlar dağıldılar.
 Ho-han-yeh'ten sonra Doğu Hunları yeniden güçlendiler. Güçlü devlet adamı Yü-Tanhu, Hunlara tekrar bağımsızlığını kazandırdı. Çin'i de baskı altına aldı. Mete gibi Türk soyundan olan kavimleri bir bayrak altında toplamaya çalıştı. Ancak, bu dönem uzun sürmedi. Çin'in kışkırtmaları sonucu çıkan taht kavgaları sonunda Hunlar, Kuzey ve Güney Hunları olmak üzere ikiye ayrıldılar (M.S.48). Bu ayrılıştan kısa bir zaman sonra Güney Hunlar, Çin hâkimiyeti altına girdiler.
 Çin, M.S. 150 yılında Kuzey Hun Devleti'ne, M.S. 216 yılında Güney Hun Devleti'ne son verdi. Böylece, Orta Asya'da, M.S. VI. yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Çin hâkimiyeti başlamış oldu.
 
 b) Göktürkler Dönemi
 Hunlann yıkılmasından sonra, Orta Asya, Çin hâkimiyeti altına girmişti. Bu durum, Göktürk Devleti'nin kurulmasına kadar devam etti. 552 yılında Göktürk Devleti kurulduğu sırada Çin, doğu ve batı diye ikiye bölünmüş durumdaydı. Güçsüz kalan Çin devletleri, destek sağlamak amacıyla Göktürklere çeşitli armağanlar gönderiyorlardı.
 Mukan Kağan (553-572) zamanında Göktürkler, Çin'deki "Chou" ve 'Ts'i" devletleri üzerinde baskı kurdular.
 Mukan'dan sonra başa geçen Tapo Kağan da, iki Çin devleti arasındaki rekabetten yararlanmaya çalıştı. Çin devletleri, elçiler ve armağanlar göndererek, Göktürklerle dostluk kurmaya çalıştılar. Bu dönemde on bin kadar Türk tüccarı, Çin şehirlerine yerleşti.
 Çin ile ticaretin artması ve Çin mallarının kolayca sağlanması, Türk beyleri arasında, Çinliler gibi yaşamaya ilgi uyandırdı. Bununla beraber, Tapo Kağan'ın ölümüne kadar, Çin üzerindeki Göktürk baskısı devam etti. Çin, Göktürklerin saldırıları karşısında, geleneksel politikası olan, iç kargaşalık yaratmaya ve Türk boylarını birbirlerine karşı kışkırtmaya başladı. Çin'in kışkırtmaları sonucu, Göktürkler, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldılar.
 Doğu Göktürkler, 585 yılında Çin hâkimiyeti altına girmek zorunda kaldılar. Çin, bu dönemde, çeşitli yollarla Türkleri, Çinlileştirmeye çalıştı. Şipi Kağan (609-619) zamanında Doğu Göktürkler, yeniden eski güçlerine kavuştular. Çin'e her yıl ödenen vergiler kesildi. Çin imparatoru yenilgiye uğratıldı.
 Kieli Kağan (621-630) zamanında da Çin'e yapılan akınlar devam etti. Ancak, Kieli Kağan'ın, son seferinde tutsak düşmesi sonucu, Doğu Göktürk Devleti sona erdi (630). Bundan sonra elli yıl süren Çin hâkimiyeti başladı. Çin egemenliği altında geçen yıllar içinde, zaman zaman birçok ayaklanmalar çıktı. Bu ayaklanmaların en önemlisi, 639 yılında Kürşad'ın, Çin sarayına düzenlediği baskın olmuştur.
 Çin, Doğu Göktürklerden sonra, 659 yılında Batı Göktürk Devleti'ni de egemenlik altına aldı.
 Göktürklerin, Çin hâkimiyetinden kurtulmak için başlattığı ayaklanmalar, 682 yılında Kutluk'un liderliğinde başarıya ulaştı.
 Kutluk (İlteriş) Kağan, Göktürk Devleti'ni yeniden kurunca, ilk olarak, Çin'e karşı harekete geçti. Kutluk Kağan, biliyordu ki, Çin üzerinde bask kurulmazsa, Göktürklerin güvenlikte olması ve güçlenmesi mümkün değildi. Kutluk Kağan, Çin üzerine pek çok sefer düzenledi.
 Kutluk Kağan'dan sonra yerine geçen kardeşi Kapgan Kağan zamanında, Göktürklerin temel hedeflerinden biri de, Çin'i sürekli baskı altında tutmak oldu.
 Bu dönemde düzenlenen seferlerle Çin, baskı altına alındı. Çin,.değerli armağanlar göndererek, bu seferleri önlemek istediyse de başaramadı. Çin, bu durum karşısında, yine Göktürkler! içten yıkma faaliyetine girişti. Çin'in kışkırtmaları sonucu Türk boyları, Göktürklere karşı ayaklandılar.
 Bilge Kağan döneminde, ünlü devlet adamı Tonyukuk'un önerileri doğrultusunda, Çin'e karşı dikkatli bir siyaset izlenmeye başlandı. Bilge Kağan, kışkırtıcı faaliyetlerini sürdüren Çin'i cezalandırmak amacıyla sefere çıktı ve Çin, yenilgiye uğratıldı (720). Bundan sonra iki devlet arasındaki ilişkiler, Göktürklerin yıkılışına kadar barış içinde geçti ve ticarî ilişkiler arttı.
 
 c) Uygurlar Dönemi
 744 yılında Göktürk hâkimiyetine son veren Uygurlar, tarihî Türk merkezi olan Ötüken'de bir devlet kurdular. Uygurlar döneminde Türk-Çin ilişkileri, daha önceki dönemlere göre farklı yönde gelişti. Çin'e karşı askerî seferlere devam edilmekle beraber, bu ülkeyle daha çok, ticarî ilişkilerin gelişmesine önem verildi.
 Çin, 751 yılında Talaş Savaşı'nda yenilgiye uğrayınca, Orta Asya'dan çekilmek zorunda kalmıştı. Çin'in, Orta Asya'dan geri çekilmesi sonucu, Tarım havzası, Uygurların eline geçti.
 Talaş yenilgisinden sonra, Çin'de iç ayaklanmalar çıktı. Güç durumda kalan Çin imparatoru, Uygur kağanı Moyunçor'dan yardım istemek zorunda kaldı. Moyunçor, 757 yılında Çin'e bir sefer düzenleyerek, imparatora yardımda bulundu. Bunun sonucu olarak Çin, Uygurlara yıllık vergi ödemeyi kabul etti. Moyunçor, imparatorun kızıyla evlendi.
 Bögü Kağan (759-779) zamanında Çin'de Türk nüfuzu arttı ve birçok Çin şehrinde Uygurlar, serbestçe ticaret yapmaya başladılar. Bu tarihlerde Çin, sürekli olarak Tibetlilerin saldırılarına uğramaktaydı. Bu saldırılardan bunalan Çin, Bögü Kağan'dan yardım istedi. Bögü Kağan, Lo-Yang seferini yaparak Tibetlileri yenilgiye uğrattı.
 Bögü Kağan'ın Lo-Yang seferi, Uygurlar açısından önemli sonuçlar meydana getirdi. Bögü Kağan, Lo-Yang seferinden bir Mani rahibi ile birlikte döndü. Bögü Kağan, bir süre sonra Mani dinini benimsedi ve devletin resmî dini hâline getirdi. Hristiyanhk, Budizm ve Zerdüştlük dinlerinin karışımı olan Mani dini, göçebelerden çok, yerleşik hayata geçmiş olan Uygurlar arasında taraftar buldu.
 Bögü Kağan, Çin'de yeniden karışıklıklar çıkınca, Çin'i istilâ etmek amacıyla harekete geçti. Ancak, yeğeni Bağa Tarkan tarafından öldürülünce, Çin seferi gerçekleşmedi.
 Bağa Tarkan (779-789) zamanında, Uygurların Çin'e karşı tutumu değişti. Çin ile dostluk ilişkilerine önem veren Bağa Tarkan, Çinli bir prensesle evlendi. Uygur tüccarlarına Çin'de yeniden ticaret yapma imkânını hazırladı.
 840 yılında Kırgızların saldırısı sonucu Uygur Devleti yıkıldı.
 Uygurların büyük bir kısmı, güneye ve batıya doğru göç ettiler. Güneye göç eden Uygurlar, Çin'in Kansu bölgesine yerleştiler. Kansu bölgesine yerleşen Uygurlar, Çin ile daha çok ticarî ilişkilerde bulundular. Uygurların bu bölgedeki siyasî varlıkları, Moğol hâkimiyeti altına girinceye kadar devam etti. Sarı Uygurlar olarak da bilinen Kansu bölgesi Uygurları, günümüzde, Batı Çin'de yaşamaktadırlar.
 Kırgızların saldırısı sonucu batıya göç eden Uygurların bir kısmı, Doğu Türkistan'a yerleştiler ve burada bir devlet kurdular. Çin, Tibetlilerin saldırısına karşı bir güvence olarak gördüğü bu Uygur Devleti'ni tanıdı ve topraklarını genişletmesine karşı çıkmadı. Daha sonra Müslüman olan Uygurlar, İslâmiyetin Çin'de yayılmasına çalıştılar. Doğu Türkistan Uygurları, günümüzde Çin yönetimi altındaki Uygur özerk bölgesinde yaşamaktadırlar .


Türkdeğil Gürcüyüm Eşimde arap , şehide kelle anmaya yaygara diyen adamı, Türk Devletine Başbakan yapıp, Real Madrid'e Çukurca saldırısını siyah kol bandı taktırıp protesto ettiren Mesut'u, Alman vatandaşı olup, Alman milli takımına gittiği için hain ilan eden bir miletiz. Harikayız lan biz.Kanla alınan yurtları oyla sattık. İşgâl ordusunda aşçı olamayacak adamları, Türk yurdunda başbakan yaptık. ANLAYANA

"İslam'da ırkçılık yok" diyerek güya Türkçülüğü yermeye çalışanlar, aynı ırkın evlatlarını mezhep kavgasıyla birbirine kestiren dinci enternasyonellerdir.

[b]"Şu devletin başına Ulu bir Hakan geçtiği gün Diyarbakır'dan girip Tebriz'den çıkıcaz, sonra devlet güneydoğuya deniz getirdi diyeceksiniz, kan denizi.[/b]"
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İlteriş Kağan
Yazışmalık Yöneticisi


Yazışmalık Yöneticisi





Yaş Yaş : 35
Cinsiyet Cinsiyet : Erkek
Nerden Nerden : Turan
Lakap Lakap : ©ﻕΞתς яΞiS
Doğum Tarihi Doğum Tarihi : 01/10/81
 Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? Atsız´ın hangi kitaplarını okudunuz? : Hepsini Okudum
İletiler: İletiler: : 5396
Üyelik Tarihi Üyelik Tarihi : 06/01/09






Kullanıcı profilini gör http://ilteris.forum.st

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz